
İstanbul'un ışıl ışıl bir gecesinde, belki de Boğaz'ın incisi bir mekanda oturmuş, önümüzdeki kahvelerimizden yudumlarken, masada açılmış bir doğum haritasına göz atıyoruz. İşte önümüzde duran o eşsiz konfigürasyon: Yükselen Burcu Kova olan bir Koç erkeği... Ah, bu ruhu anlamak, adeta birer fırtına öncesi sessizliği ve sonrasında gelen devrimsel bir enerjiyi çözmek gibi. Bu kişilik, standart kalıplara sığmayan, adeta kendi kurallarını yazan bir kahraman. Koç'un o cesur...

Şu an karşımızda duran tablo, adeta bir "kıvılcım" ve "dâhi"nin kusursuz bir birleşimi. Kova yükseleniyle dünyaya adım atmış bir Koç kadını... Ah, bu gerçekten de evrenin bize sunduğu en cüretkâr ve en ilham verici senaryolardan biri. Düşünsenize, Boğaz'ın ışıkları altında, bir yudum kahve eşliğinde bu karakteri masaya yatırmak... Bu sadece bir doğum haritası analizi değil, aynı zamanda bir zihniyetin, bir yaşam felsefesinin derinliklerine dalmak demek. Ateşin Başlangıcı...

Ah, şimdi masaya yatırdığımız bu ruh... İstanbul'un en seçkin köşelerinden birinde, yudumladığımız özel birer kadeh şarap eşliğinde, onun doğum haritasının derinliklerine dalıyoruz. Dışarıda gece henüz başlamışken, biz onun iç dünyasının eşsiz coğrafyasında yolculuğa çıkıyoruz. Yükselen Burcu Kova, Güneşi Boğa'da olan bir erkek... Bu, başlı başına bir paradoks, bir senfoni, bir şölen. Düşünsenize, yerçekimine meydan okuyan bir rüzgarın, en köklü, en toprağa bağlı bir ağacın dallarında dans...