
İstanbul'un en seçkin teraslarından birindeyiz. Masamızda buz gibi bir şampanya ve önümüzde, yıldızların fısıldadığı bir yaşam öyküsü. Bu gece masaya yatırdığımız kişi, Koç burcunun öncü ruhuyla, Boğa burcunun topraklanmış dinginliğini ustaca harmanlayan, sıra dışı bir erkeğin portresi. Düşünün ki, Koç'un o ilk kıvılcımı, Boğa'nın o sabırlı, yavaş ama emin adımlarla ilerleyen gücüyle buluşmuş. Ortaya çıkan bu yapı, dışarıdan bakıldığında bir çelişki gibi görünse de, aslında olağanüstü...

Ah, şu Boğa yükselen Koç kadını… İstanbul’un o seçkin terasında, kadehlerimiz havada, sohbetimiz derinlere dalmışken, işte tam da bu bireyin gizemli haritasını çözmeye başlıyoruz. Dışarıdan bakıldığında ilk çarpan şey, o keskin, hedef odaklı Koç enerjisi. Sanki bir ok gibi fırlamış, bir an bile tereddüt etmeden yolunu çiziyor. Ama işte o noktada, haritanın incelikleri devreye giriyor: O ok, aslında en sağlam zemin üzerine kurulmuş, en lezzetli meyveleri...