
Ah, şu masadaki isim... Alçalanı Terazi olan bir Koç erkeği. İstanbul'un en seçkin mekanlarından birinde, belki de boğazın ışıl ışıl manzarasına karşı, onun hakkında konuşmak bile başlı başına bir zevk. Bu, sıradan bir profil değil; adeta bir sanat eseri, dinamizm ve estetiğin kusursuz bir sentezi. Bu birey, hayata "ben geldim!" diye bağıran bir Koç olarak adım atsa da, çevresiyle kurduğu bağlarda, ilişki dinamiklerinde ve dünyaya sunduğu...

Sevgili dostum, şu İstanbul gecesinde, Boğaz'ın ışıkları altında, elimizde tuttuğumuz bu harita bizim için adeta bir kozmik kokteyl sunuyor. Karşımızdaki isim ise tam bir muamma, bir bilmece, hem de en tatlısından. Alçalan Burcu Terazi olan bir Koç kadını... Düşünsene, ateşin en saf hali olan Koç'un o ilk, o coşkulu adımı, terazinin o zarif, o diplomatik dengesiyle buluşuyor. Bu, sıradan bir karakter analizi değil, bu bir portre...