
Şu an karşımızda duran bu kozmik tablo, Boğa burcu kadını ile Koç burcu erkeği arasındaki o muazzam uyumu resmediyor. Bunu, Boğaz'ın incili ışıkları altında, belki de Asmalımescit'in nostaljik sokaklarından yükselen bir caz tınısı eşliğinde masaya yatırıyoruz. Bu, basit bir astrolojik eşleşme değil; adeta toprağın sabit gücüyle, ateşin öngörülemeyen coşkusunun bir araya gelişi. Bu ruh, dünyevi zevklere olan düşkünlüğü ile bilinirken, karşısındaki karakter ise hayatın her anını...

Şimdi, bu masada önümüzde duran tabloyu bir düşünelim. Elit bir İstanbul mekanının loş ışıkları altında, önümüzde duran bir kadehin viskisini yudumlarken, işte bu iki ruhun, Boğa erkeği ile Koç kadınının o eşsiz uyumunu masaya yatırıyoruz. Bu öyle sıradan bir uyum değil; adeta evrenin en sabırlı bahçıvanı ile en coşkulu volkanın bir araya gelerek yarattığı bir şaheser. Bu kişilik, dışarıdan bakıldığında belki de birbirine taban tabana zıt...