
Şu anda masamızda duran bu doğum haritası, hele ki 6. evinde Koç burcunun o efsanevi enerjisini barındıran bir ruhu anlatıyor. Biliyor musunuz, bu tür bireyler, hayatın o rutine bağlayan, sıradanlaşmaya yüz tutan her anını adeta bir savaş meydanına çevirme potansiyeline sahip. Onlar için "yapılacaklar listesi" değil, "fethedilecek hedefler" söz konusudur. Günlük operasyonları, sıradan görevleri bile birer keşif yolculuğu, birer cesaret sınavı olarak görürler. Sanki her sabah...

Şimdi masaya yatırdığımız bu ruh, ah bu ruh! İstanbul'un en gözde teraslarından birinde, kadehlerimiz havada, adeta bir sanat eseri gibi bu doğum haritasına dalmış durumdayız. Karşımızdaki isim, evet, hayatın o incecik dokusunu adeta bir ipek halı gibi ören, 6. Evi Boğa burcunda konumlandırmış bir şahsiyet. Bu sadece bir astrolojik yerleşim değil, bu, adeta bir yaşam manifestosu. Düşünsenize, Boğa'nın o dingin, topraksı ve duyusal enerjisi, hayatın gündelik...

Efendim, şimdi önümüzde duran bu yıldız haritası var ya, işte o tam da bu şehirdeki en sofistike sohbetlere layık. Özellikle de masada duran bir kahve fincanı ve karşımızda "o" kişi... Evet, tam da 6. evi İkizler'de yerleşmiş olan o dinamik ruh. Bu konum, sanki bu birey için hayat, zihinsel bir parkur gibi tasarlanmış. Her köşe başında yeni bir bilgi, her virajda bir iletişim fırsatı bekliyor onu...

Ah, bu birey... Masada önümüzde duran bu doğum haritasına bakarken, adeta İstanbul'un o büyüleyici ambiyansında, zarif bir terasta oturmuş, hayata dair derin sohbetler yapıyormuşuz gibi hissediyorum. Bu ruhun 6. evi Yengeç burcunda konumlanmış. İlk duyduğumda aklıma ilk gelen, 'Ne kadar tatlı bir çelişki!' oldu. Bir yanda günlük rutinlerin, iş hayatının, hizmetin ve sağlığın somut alanları; diğer yanda ise Yengeç'in o koruyucu, şefkatli ve duygusal derinliği. İşte...